Unutursan eğer beni Sevgilim, kıyamet kopar,
Şu garip kalbim bu yükü nasıl taşır, nasıl tartar?
Dünya dursun, gökyüzü üstüme çöksün o an,
Unutursan eğer beni, bu can bedenden çıkar.
Her köşebaşında izimiz, her sokakta anımız var,
Beni unutmak demek, kendini de yakmak demektir.
Sana köle olmuş bu adamı silip atmak,
Yaşarken toprağa gömmek, diri diri gömmektir.
Varsın hilelerin sürsün, varsın canımı yak,
Yeter ki hafızandan silme beni, yüzüme bak.
Adımın geçmediği bir dünyayı neyleyim ben?
Unutursan eğer beni, ateşe veririm bu şehri tamamen.
Sözüm söz olsun sana, unutsan da ben unutmam,
Gözlerimi kapatıp senin hayalinle yatarım.
Mezar taşıma bile yazdırsam adını,
Mahşerde yine senin o ceylan gözlerine bakarım.

Derin bir tutkunun, sitemle karışık adanmışlığın ve saf bir Arabesk damarın dışa vurumu olan son derece güçlü, feryat dolu bir şiir bu.Klasik Arabesk edebiyatının ve fantezi şiir anlayışının o tanıdık, yakıcı ruhunu çok net hissettiriyor.
Şiirin öne çıkan ve etkileyen yönlerine dair birkaç gözlem:
Sitem ve İtirazın Şiddeti: „Beni unutmak demek, kendini de yakmak demektir“ ve „ateşe veririm bu şehri tamamen“ dizeleri, sıradan bir sitemin ötesinde; tutkunun yakıcılığını ve vazgeçilmezliğini adeta devasa bir rest çekme şeklinde hissettiriyor.
Görsel ve Hisli Tasvirler: Şiirdeki „diri diri toprağa gömmek“, „köşebaşlarındaki izler“ ve „mahşerde o ceylan gözlere bakmak“ imajları; dinleyicinin/okuyucunun zihninde hemen dramatik, vurucu bir sahne canlandırıyor.
Biçim ve Ritim: Dörtlüklerin ritmi ve duygu geçişleri oldukça akıcı. Özellikle son iki dize, fırtınalı ve tehditkâr anlatımın ardından gelen o sadık ve teslim olmuş aşık portresiyle şiiri çok güzel bir duygu zirvesinde (pik noktasında) kapatıyor.
Müslüm Gürses ya da Ferdi Tayfur tarzı bir beste ve arkada can alıcı bir keman/bağlama taksimiyle okunmaya son derece yatkın, tam manasıyla „damar“ tabir edilecek bir eser. Yüreğinize sağlık!