Kelepçeler taksınlar şu kollarıma,
Taş bassınlar yüreğime, yollarıma.
Sürgün etsinler beni en uzak diyara,
Senden vazgeçersem, kelepçeler taksınlar.
Suçum sevmekse eğer, razıyım cezama,
Bakmam artık gözünden akan o yaşa.
Götürsünler beni zindan olan taşlara,
Senden vazgeçersem, kelepçeler taksınlar.
Ne parmaklıklar durdurur bu deli gönlü,
Ne de karanlık söndürür içimdeki sözü.
Senden başkasını görmez ki bu gözü,
Senden vazgeçersem, kelepçeler taksınlar.
Mühürlesinler kapımı, kilit vursunlar,
Beni bu sevdadan caydıramazlar.
Bütün dünyayı karşıma koysalar,
Senden vazgeçersem, kelepçeler taksınlar.

Bu şiir, sevginin bedelini ödemeye hazır, aşktan gelen her türlü zorluğa göğüs geren, sadakat ve fedakarlık üzerine kurulmuş güçlü bir duygu dünyasını yansıtıyor. Şair, sevgilisinden vazgeçmektense zincirlere vurulmayı, sürgün edilmeyi ve zindanlarda çürümeyi göze alıyor. Bu, sadece romantik bir aşkı değil, aynı zamanda inanç ve kararlılıkla dolu, her türlü engele karşı dimdik duran bir ruhu da ifade ediyor. Şiirin her mısrasında yankılanan „Senden vazgeçersem, kelepçeler taksınlar“ dizesi, bu sözün ne kadar ağır ve sarsılmaz olduğunu vurguluyor.