Beni ona götürün, yollar çamur olsa da,
Önüme aşılmaz, kapkara dağlar dolsa da.
Gözlerim kör, ayaklarım yalınayak kalsa da,
Beni ona götürün, yansam da o ateşle.
Çekinmeyin, sürükleyin bu cansız bedenimi,
Ancak o bilir bu canın, bu ruhun değerini.
Sormayın bana „ne yaptı sana, niye“ diye,
Beni ona götürün, kul olayım o zalime.
Bırakın gururu, batsın dünyanızın kuralı,
Suzan’sız geçen her an bu gönül ağır yaralı.
Kendi elleriyle açtığı yaramı kendi sarsın,
Beni ona götürün, varsın yine canımı alsın.
Son durağım olsun o yalan dolu kucağı,
Sönsün orada bu ömrün yanan son ocağı.
Bir kez daha baksın o ceylan gözleri gözlerime,
Beni ona götürün, sonra gömün toprağın en derinine…
