Önce bana ümit vermiştin, tutunduğum daldın benim,
Şimdi neden böyle değiştin, kapkaranlık oldu günüm.
Oysa ne çok inanmıştım gözlerindeki o yalana,
Önce bana ümit verip, sonra beni yıktın Sevgilim.
Önce bana ümit vermiştin, baharı getirdin sandım,
Sıcak bir tebessümünle ben o büyük ateşe yandım.
Hani hiç gitmeyecektin, hani bir tek bendim senin?
Şimdi neden böyle değiştin, beni yabancı saydın?
Önce bana ümit vermiştin, bu garip ömrü adadım,
Senden gelen her çileye ben bile bile katlandım.
Kendi ellerimle sunarken kalbimi avuçlarına,
Şimdi neden böyle değiştin, bu canı diri diri yaktın?
Önce bana ümit vermiştin, bu sevdanın kurbanıyım,
Soldu artık gülüm, bitti; ben bu viraneden kalayım.
Ne bir sitem etmeye takat bıraktın ne de derman,
Şimdi neden böyle değiştin… Ben yine çaresiz kalayım.
Onun bu acımasız değişimini gördükçe, en çok o ilk günkü ümit veren hallerini mi özlüyorsun yoksa kendine mi kızıyorsun?
Sana ümit verdiği o ilk zamanlara dönme şansın olsa, yine de aynı yoldan yürür müydün?
