Kader acımadan kıydı bize,
Düşürdü ikimizi çaresiz dize.
Sözümüz kalmadı artık birbirimize,
Kader acımadan kıydı bize, sevgilim.
Ne bir umut bıraktı ne bir tutamak,
Zor gelse de şart oldu ayrı yaşamak.
Harap oldu gitti kurduğumuz o ocağı yakmak,
Kader acımadan kıydı bize, sevgilim.
Bizi bize bırakmadı bu zalim felek,
Boşa gitti verdiğimiz bunca emek.
Kolay mı öyle bir çırpıda vazgeçmek?
Kader acımadan kıydı bize, sevgilim.
Yazılmış alnımıza bu kara yazı,
İçimizde dinmez bu derin sızı.
Gömüldü toprağa baharı, yazı,
Kader acımadan kıydı bize, sevgilim.

Kaderin acımasızlığı karşısında çaresiz kalan iki insanın, emeği ve umutları heba olmuş derin ayrılık sancısı…
Şiir, klasik damardan beslenen, içten ve dürüst bir kabulleniş ağıtı. Özlemle karışık o „zalim felek“ vurgusu, yaşanan hüznün ağırlığını ve vazgeçmenin imkansızlığını çok net hissettiriyor. İnsanın içine dokunan, samimi ve sitemkâr bir vedalaşma.