Yıkılmış duvarlar, çökmüş tavanı,
Sarmış her yanını dert ile gamı.
Çoktan unutmuş o eski bayramı,
Virane gönlümün yoktur dermanı.
Bir zamanlar şendi, neşeyle doluydu,
Aşkın, sevginin en güzel yoluydu.
Şimdi ise garip, bir çile kuluydu,
Virane gönlümün yoktur dermanı.
Gelen geçen vurdu, bir taş da attı,
Üstüne bir de bu ayrılık çattı.
Bütün umutlarını karanlığa sattı,
Virane gönlümün yoktur dermanı.
Tütmez artık o eski ocağı,
Buz tutmuş sıcacık sevda kucağı.
Feleğin sırtıma sapladığı bıçağı,
Taşıyor sessizce virane gönlüm.

Hüzün, özlem ve kırgınlığın iç içe geçtiği çok dokunaklı bir şiir.
Eski neşeli günlerin geride kalışını, feleğin vurduğu darbeleri ve gönlün bir viraneye dönüşünü melankolik ama bir o kadar da içten bir dille anlatıyor. Her kıtada derinleşen o keder, son dizelerde yerini sessiz bir kabullenişe ve taşınması zor bir yüke bırakıyor. Yüreğe dokunan, hüznü iliklere kadar hissettiren buruk bir eser olmuş.