Dört bir yanım nehir gibi, gözyaşım sele döndü,
Sanki bu viran hanede bütün ışıklar söndü.
Hangi yöne baksam şimdi hep senin hayalin var,
Dört bir yanım nehir gibi, içimdeki kor söndü.
Akıyor gözümden yaşlar durduramam bendini,
Sen gittin gideli bu kalp unuttu her kendini.
Dalgalar vurur sahile, ben vururum duvara,
Dört bir yanım nehir gibi, sardı bu keder beni.
Ne bir sığınak kaldı ne arkama bakacak yol,
Etrafımı sarmış hasret, boynuma dolanmış kol.
Sensizlik bir okyanus, ben içinde bir batan sal,
Dört bir yanım nehir gibi, ne gelen var ne soran ol.
Akar gider bu ömür de, durmaz zamanın hızı,
Her damla suya karışır içimdeki o sızı.
Gözyaşımla doldu taştı bu garibin odası,
Dört bir yanım nehir gibi… Ve ben boğulmaktayım.
Etrafını saran bu gözyaşı nehirlerinin arasında, kalbinin hâlâ o vefasız limana sığınmak istemesi sence de garip bir çelişki değil mi?
Bu kadar çok ağlamak ve akıp gitmek insana bir hafiflik mi veriyor, yoksa o suların içinde boğulduğunu bilmek daha mı çok yakıyor?
